Alüminyum kullanılarak binalara sezonluk enerji depolama imkanı geliyor

Günümüzde hem elektriği hem de ısıyı depolayabiliyor ve sonra tekrar kullanabiliyoruz. Depolanan enerji kısa süreli ihtiyaç için kullanılıyor. Elektriği bir sezon yetecek kadar saklamak veya bunu taşınabilir hale getirmek oldukça zor. Avrupa Birliği destekli Reveal projesi tam da bu sorunu çözmek için kollar sıvadı.

Yazın güneşin bol olması sayesinde üretilen enerjinin kış için saklanabilmesi çok zorlayıcı bir süreç ancak ısıtma dahil her alanda yenilebilir enerjiye geçmek istiyorsak bunu yapmabilmemiz gerek.

Yapabileceğimiz şeylerden biri güneşin ve rüzgarın şebekenin ihtiyacından fazla üretim yaptığı zamanlardaki fazla enerjiyi, Alüminyum Oksit kullanarak bu enerjiyi element halindeki alüminyuma çevirmede kullanmak olabilir. Bu şekilde depolanan enerjinin yoğunluğu şaşırtıcı derecede yüksek öyle ki petrolden fazla. Alüminyumda saklanabilen teorik enerji miktarı 24 Mwh/m3 ancak pratikte elde edilebilen miktar 15 Mwh/m3. 

Kış boyunca yetecek kadar ısı ve elektrik sağlanacak

Sonuçta bu şekilde element haline dönüştürülen alüminyumlar binalara taşınabilir ve burada kışın tekrar oksit haline döndürülürken ısı ve elektrik sağlayabilir. Üstelik bu süreç içersinde hiç bir karbon emisyonu olmaz. Üstelik şarj edilen sistem deşarj edilmeyi beklerken hiç enerji kaybı yaşamaması.

Sistem şu şekilde çalışıyor: Bir tesiste yazın üretilen fazla elektrik enerjisi saf alüminyuma dönüştürülüyor, sonra bu alüminyum binalara dağıtılıyor. Dağıtılan alüminyum özel basınçlı tank ya da soğutma gerektirmiyor. Zamanı geldiğinde ise ısınma için sıcak su ve elektrik üretmek için kullanılıyor. Isınma sezonu sonunda tekrar oksitlenen alüminyum dönüşüm için yendiden tesise gönderiliyor.

Kimyasal reaksiyon ise basit merkezi tesiste alüminyum oksit içindeki oksijen ısıtılarak çıkartılıyor. Saf element haline dönen alüminyum sonra su ile karşılaştırıldığında suyun içindeki oksijeni kapmakta, ortama H2 vermekte. Bu hidrojen ise yakıt hücresi ile hem elektriğe hemde ısıya dönüştürülerek ortama su verilir.

Buna benzer bir sistem hali hazırda hidrojen ile de yapılıyor. Hidrojen binanın olduğu tesiste üretilebilecek olması ona avantaj sağlıyor, fakat hidrojen alüminyuma göre 8 kat fazla hacim kaplıyor ve ayrıca çok yanıcı bir halde bu nedenle üretmesi ve saklaması hatta transferi tehlikeli olabiliyor. Ayrıca sistemin kurulumu ve işletilmesi özel teknik elemanlar gerektiriyor. Ayrıca tek tek her binada üretim ekonomik ölçek için çok uygun değil. Hidrojeni üretip dağıtmak ise ayrı bir dert. Zira hidrojeni taşımak için çok yüksek basınca sahip kompozit tanklar, korkunç düşük sıcaklıkta sıvılaştırılmış hidrojen kullanılmakta. Bu yöntemler her durumda hidrojenin sıvılaştırılmak için veya yüksek basınca getirmek için yoğun enerji harcamakta.

Bu sayede bir evin kış boyunca ihtiyacı olan enerjiyi ısı ve elektrik olarak bir çamaşır makinesi boyutundaki bir aygıta sığabiliyor. Yani kış başında bir sefer ile batarya binalara taşınabilir, kış sonunda da geri toplanıp şarj edilebilir. Üstelik bu durumda kişinin ödeyeceği maliyet kwh başına için 20 Euro/cent gibi düşük bir miktar olması tahmin ediliyor.

Avrupa birliği destekli projenin amacı bu hayalin gerçekleştirilebilmesi için saf alüminyum üretimi, dağıtımı ve enerjinin üretilmesi için kullanılacak bina sistemlerinin tasarlanması olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir